|
Akçalı (Genek) Köyü

Tarih
1071 Malazgirt Meydan Savaşı'ndan sonra Türkler Anadolu'ya yoğun bir şekilde
gelmeye başladılar.Çankırı'yı 1082 yılında Alparslan'ın kumandanlarından Emir
Karatekin Bey fethetti.Çankırı topraklarına da Oğuz boyları yerleşti.Eldivan
ilçesine bağlı Dümelli Köyü, Genek Köyü, Şabanözü'ne bağlı Karaköçek (Karakoçaş)
Köyü ve Orta Kırsakal Köyü Kırgız (Kazak) Türklerindendir.Kırgızları Keçiyüz,
Küçükyüz boyundan Alimoğlu uruklarındandı.
Kırgızlar genellikle kısa boylu ve tıknaz geniş omuzlu ve
geniş enselidirler.Kara ve çekik gözlü seyrek sakallı çene kemikleri belirgin
basık alınlı ve yuvarlak yüzlüdür.Erkekleri yaşlandıkça şişmanlarlar.Kuvvetli
bünyeye sahiptir.Uzun ömürlü olurlar.Yürürken hantal ve beceriksizdirler.
1074 veya daha önceleri gelip yerleştikleri tahmin
edilmektedir.Çankırı'da bunların dışında Kırgız boyundan yerleşenler olmamıştır.
Emir Karatekin Beyin kumandanlarından olan Sarıyanık (Sarı) Baba Çankırı'nın
fethinde yararlılık göstermiştir ve kendisine Genek, Gedene , Mudun ve Saray
Köylerinin aşarı (vergisi) verilmiştir.
Hacı Murad-ı Velî
Horasan erenlerinden(Alperen) olup 1117 yılında Türkistan'da
doğdu. Tosya Çankırı bölgesinde yerleşen Aliyyülbük'ün oğludur. 1187 yılında 70
yaşında iken seydiköy'e gelip yerleşti. Soyu Hz Ali(R.A) vasıtasıyla Hz Muhammed'e
(S.A.V) dayanmaktadır. Köyün adı bu yüzden Seydiköy olmuştur.Annesi Hatice hanım
Ahlat köyünde, oğulları Elvan Seydi Orta ilçesi Elmalık kasabasında Abdulgaffar
Çelebi babasının türbesinde, Pir Ali Çelebi ise Çubuk ilçesine bağlı Selek köyünde
medfundur.
Hacı Murad-ı Veli'nin Seydi köye yerleşerek tekke kurması
Türklerin bu bölgelere yerleşmesine rum ve ermenilerin bölgeyi terk etmelerine
terk etmeyenlerin de Müslüman olmasına vesile olmuştur.1207 yılında 90 yaşında
iken vefat etmiş ve tekkeye defnedilmiştir.

İlk Yerleşim Yeri
Roma ve Bizans dönemlerinde de yerleşim yeri olduğu anlaşılan
Genek köyü bahçelerin içinde Karadere'nin kuzey doğusuna yerleşmiştir. Doğusu
Güney Bağları ve Harmandere mevkileri, Batısı bahçelikler ve Arpalık mevkii,
Kuzeyi Köyüstü mevkii, Güneyi ise Pınarbaşı mevkiidir.Eski su yolları ve ören
yerleri bilinmektedir.
1402'de Timur ve Yıldırım Beyazıt arasında Çubuk ovasında yapılan Ankara savaşında
Kastamonu emiri İsfendiyar bey Timurun yanında yer aldı. Orta ovasında bulunan
Osmanlı ordusu dağılınca Çankırı tamamen yağmalandı yakılıp yıkıldı. Yağmalamada
Genek ve Gedene köyü (Eski yerleşim yeri olan yağmur baba tepesidir.) yerle bir
edildi. Kurtulanlar köylerini terk ettiler. Daha sonra Genek Köyü ağılların
bulunduğu dere içine bu günkü yerine kuruldu. Gedene köyü de bu günkü yerine
yerleşmiştir. 1519'da baş gösteren Celeli isyanlarında Çankırı çok zarar görmüştür.
Köyleri basılmış yakılıp yıkılmış vergileri arttırılmıştır. Huzuru ve can güvenliği
kalmayan ahali başka illere göç etmiştir. genek köyünün de nüfusunun büyük bir
çoğunluğu köyü terk etti. Konar göçer olan Yörük aşiretleri de Genek köyü halkına
büyük zarar vermişlerdir. Kızılırmak vadisinde kışlayıp baharda Sanı yaylasına
çıkar , kar yağmadan da geri dönerlerdi. Devlete vergi de vermeyen Yörükler
Kapısız askerleriyle birlikte zorbalıkla para ve yiyecek alırlardı.
1792 III. Selim döneminde kurulan Nizam-ı Cedid ordusu Çankırı merkezde tabur olarak
eğitime başlamıştır. Binbaşı Musa Ağa'nın yönetimindeki kışlanın ihtiyaçları
Çankırı halkı tarafından karşılanmıştır. Askerlerin ihtiyacı olan 6000 yük odun,
4000 kile buğday ve yarma köylerden toplanmıştır. Ayrıca sefere giden askerlerin
donanımı ve yol haşlıkları da vergi olarak köylerden zaman zaman toplanmıştır.
Bu yıllarda köye gönderilen yazılı bir emir Çankırı ve köylerinde Çok meşhurdur;
''Genek, Gedene, Mudun üçünden yüzer yük odun........!''
1600'lü yıllarda konar göçer aşiretlerin mecburi iskana tabi tutulması hakkında
devlet emir yayınlamıştır. Maruf köyünün bu dönemde yerleştirildiği Kalecik
sınırları içinde kışlayan Akkuzu cemaatinden oldukları sanılmaktadır. Genekliler,
hayvancılık yapıyorlardı buğday arpa üzüm ve sebze yetiştirirlerdi. sebzelerden
marul, soğan ve özellikle kabak yetiştirirlerdi. Bu yüzden bahçelere hala kabaklık
denmektedir. Bağcılık Roma ve Bizans döneminde de yaygın olarak yapılmaktaydı.
Genekliler de bağcılığı devam ettirdiler. Sırasıyla; Derebağlar, Öziçi, Güney
bağları, Mantarlık bağları ve Değirmenaltı bağları toplu bağ tesisleridir.
Maruf'un yazıları Geneklilerin tarlalarıydı, yayla ve otlaklar Genek, Gedene,
Maruf ve Kamış köyü tarafından müşterek olarak kullanılıyordu. 18-19'uncu yüzyılda
Genek köyünüzorla buralardan uzaklaştırmışlardır.
1914 yılında Çankırı'da 38'inci piyade alayı kuruldu. Askerin tamamı Çankırı ve
ilçelerinden geliyordu. Bu alay Balkan Harbine asker gönderdi. Sarıkamış
harekatında da çok sayıda asker vermiştir. 1915 Çanakkale savaşına alay olarak
katılmıştır ve tamamına yakını şehit olmuştur. Çankırı bu sebeple en çok şehit
veren illerin başında gelmektedir. 1921 yılında savaştan ve salgın hastalıklardan
ölenlerin sayısı 10 bini geçmiştir. 1918 Mondros Mütarekesinden sonra cepheden
dönen askerler asayişi bozmuş, hayvan hırsızlığı, yol kesme ve eşkiyalık almış
başını yürümüştür. 1895 sayımında 377 olan Genek nüfüsu 1945 sayımında 437
olmuştur. 50 yılda 60 kişi artmıştır. Yıllık ortalama %2,5 nüfus artışı ile
hesaplandığında 377+1250=502 olması beklenirken 65 kişinin savaştan veya salgın
hastalıklardan öldüğü düşünülebilir. Zaten yaklaşık 40 kişinin şehit ve kaybolduğu
askeri arşivlerden tespit edilmiştir. Çankırı'da 894, 1509, 1719, 1766, 1940, ve
1945 yıllarında büyük depremler olmuştur.
1925-26 yıllarında Dümelli çetesi ortaya çıkmış Eldivan, Korgun ve Şabanözü
üçgeninde halkın mallarını hırsızlık veya zorbalıkla ellerinden almış, korku ve
dehşet salmıştır. 1926 yılında jandarma tarafından etkisiz hale getirilmiştir.
1921 de Kastamonu- Ilgaz üzerinden nakledilen cephaneyi Ankara'ya ulaştırmak için
amele taburları kurulmuştur. Genekten de katılanlar olmuştur. 1900'lü yıllardan
itibaren gurbetçilik başlamış genellikle İstanbul'da öküz arabacılığı ve hamallık
, İzmir'de inşaat işçiliğinde çalışmışlardır. 1930 'lu yıllarda Ankara-Zonguldak
demiryolunun yapımında çok insan çalışmıştır.
Sosyal Yaşam
Kış aylarında yaren ocakları kurulur , gençler ve yaşlılar
ayrı ayrı yaren yaparlardı. Yaren geleneği Türklerin Orta Asya'dan getirdikleri
bir ahilik geleneğidir. Zaman içinde Bektaşilik, Mevlevilik ve Yunus ekolüyle
olgunlaşmıştır. Eğlenceden çok disiplin, saygı sevgi, hoşgörü, yardımlaşma ve
toplumda birey olarak yer almaktır.
Yarenler ; düğün, ölüm, imece, güvenlik gibi işlerde ön
plandadır. Fakirin , hastanın tarlası sürülür, ekini biçilir, odun ihtiyacı
karşılanırdı. Köy odalarında yolcu ve yabancıların yemek ve yatak ihtiyaçları
karşılanır, hayvanların yemleri verilirdi. Köy yaşantısını oto kontrol sistemiyle
geleneklere bağlı olarak sürdürülürdü.
Yemekler
Tarhana aşı , yarma aşı, kabak aşı, kelem aşı, sütlü aş,
bulgur pilavı, bulgur köftesi, iri hamur, cimcük, fıt fıt, tirit, pıhtı.
Tatlıları; höşmerim, un helvası, peliza, kabak tatlısı, kıtır helva,
çekme helvadır.
Akçalı Köyüne Ait Şiveler
Sesli harfleri yanlış kullanırlar.
E yerine İ, eşşek-işşek, sel-sil, tel-til, yel-yil, seyrek-siyrek, deynek-diynek, tez-tiz, bez-biz,
Ü yerine Ö, büyük-böyük
S-Ç yerine C, küçük-güccük,
İ yerine Ü,gelir- gelür, demir-demür, devir-devür
R harfini kelime başında kullanmazlar. Ramazan-İramazan, Recep-İrecep, rüzgar-örüzgar, rahat-irahat.
Şamanizm'den Kalma Bazı İnanışlar
Türbe ve kutsal sayılan ulu ağaçlara çaput bağlama
Güneş ve ay tutulmalarında davul çalma ve silah atma
Yağmur ve dolu yağdığında dinmesi için sacayağı ve ekmek teknesini ters çevirerek dışarı atmak,
Düğünlerde ateş yakarak sinsin oynamak
Damadı ateşten atlatmak
Düğünde kapıya yağ sürmek ve çivi çakmak
Uğurlu Sayılanlar
Bağ ve bahçelere kuru at ve öküz başı asmak
Yapılara at nalı asmak
Ekili alanlara iğde dalı dikmek
Yolculukta tilki görmek
Cam eşyaların kırılması
Uğursuz Sayılanlar
Köpek uluması
Baykuş ötmesi
Eşiğe basmak, oturmak
Ocak başında uyumak
Güneş doğarken ve batarken yemek, içmek, uyumak
Mezarlıkta uyumak
|