|
Köyümüzün Sorunları
Köyümüzün son 30-40 yıl içinde tüm Anadolu da ki köyler gibi adeta terk edilmesi,evlerin yıkılıp dökülmesi ,bağ ve bahçelerin harap olması bizleri son derece üzmektedir Bunun yanında gurbete giderek daha iyi şartlarda yaşamanın yollarını arayan insanlarımızın büyük bir çoğunluğu askari üçretle veya mütevazi bir para karşılığında başka insanların yanlarında onlara muhtaç olarak yaşamaya mahkum olmaktadır.Yeni nesillerimizin sağlık, sosyal ve pisikolojik yönden çok iyi şartlarda bulunduğunu iddia etmek mümkün değildir.
Eğitimli, yetişmiş insanlarımızın bu konularda düşünce üretmesi ,kafa yorması ve yeni yeni fikirler üreterek insanlarımıza yol göstermesi ,önayak olması boyunlarının borcudur.1998 yılında kurulmuş olan Derneğimizin çalışmaları her türlü takdire şayandır. Kendini Genekli sayan herkesin derneğe üye olması ve mükellefiyetini yerine getirmesi hepimizin menfaatı gereğidir. İnsanımızın İstanbul gibi büyük bir Metropolde kozmopolit kültür mozayiği içinde kendi karakterini koruyarak ayakta kalması pek mümkün görünmemektedir. İnsanlar ve toplumlar tıpkı bir ağaç gibidir; kökleriyle tarihine ,gelenek ve göreneklerine tutunarak ayakta durur. Aynı yerden beslenerek daha yükseklere filiz sürerek gelişmesine devam ederler. Kökleri kopan bitkilerin doğal şartlarda kaybolup gittiği gibi geçmişinden ve çevresinden kopan insanlar da yok olmaya mahkum olacaktır. Bizler de geçmişimize sahip çıkarak samimi bir dayanışma içinde hayat mücadelesine devam etmeliyiz.
Konuya en başından başlayarak en önemli problemimiz olan gurbete göç etme olayının sebeblerini ve sonuçlarını sıralamak istiyorum
Köyde mevcut tarım arazilerimizin ve meralarımızın yetersiz olması.
Modern tarım tekniklerinin uygulanamaması sonucu yüksek verim alınamaması
Tarım arazilerinin miras yoluyla parçalanarak küçülmesi.
Mevcut yer altı ve yerüstü su kaynaklarının uygun şekilde değerlendirilememesi.
Kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması sonucu insanlarımızın daha iyi şartlarda yaşama arzusu.
Ataerkil aile yapısının bozularak çekirdek aile yapısına dönüşmesi.
Ülkenin genel ekonomik yapısının bozuk olması.
Yukarıda başlıcalarını saydığımız sebeblerden dolayı köyümüz tamamen terk edilmiş,mevcut evler,bahçeler ve bağlar harap olmuştur. Endişem 10 yıl 20 yıl sonra gurbette yetişen yeni kuşak insanımızın geçmişiyle kucaklaşacağı köy yaşantısı tamamen yok olacaktır.
Ne yapılması gerekir? Sorunları nasıl çözebiliriz?
Gurbete yıllarını vermiş,emekli olmuş insanlarımızın hayatlarının geri kalan kısmını doğdukları, büyüdükleri, en güzel günlerini yaşadıkları köyde huzur içinde geçirmelerini mevsimlikte olsa sağlamalıyız.
Mevcut tarım ve hayvancılık potansiyelimizi tespit ederek en verimli şekilde değerlendirmeliyiz.
Yeni Köy yerleşim yeri tespit ederek parselizasyonunu yapıp isteyen herkesin bir arsa sahibi olmasını, kooperatif kurarak evini yapmasını sağlamalıyız.
Yer altı ve yerüstü su kaynaklarımızı son damlasına kadar verimli bir şekilde değerlendirmeliyiz.
Köyde hayatı kolaylaştıracak tedbirleri almalıyız.
Köyün Mevcut Arazi Durumu
Sulu arazi varlığı 1000 dekar
Sulanabilir arazi 5000 dekar
Kıraç arazi 5000 dekar
Mera alanı 5000 dekar
Koruluk 3000 dekar
Toplam arazi varlığı 19000 dekar
Görüldüğü gibi arazi miktarı köyün nüfusunu Hititlerden kalma tarım teknikleriyle geçindirmesi mümkün değildir. Ancak yeni tarım teknikleri uygulanırsa ve sulanabilir tarım alanları sulu hale getirilirse, çok şeylerin değişeceği muhakkaktır. Öncelikle tarımsal sulama amaçlı olarak büyük çayın üzerine bir göletin yapılması için devlet kademelerinde her türlü girişimde bulunmalıyız.Kış aylarında geçit vermeyen, boşa akıp giden suyu biriktirmek suretiyle yazılar ve köy önleri mevkilerini arazinin kotuna göre açık veya kapalı sistem kanallarla sulu hale getirmeliyiz.
Gölet imkanları sağlanamaz ise çay boyunca uygun noktalarda derin kuyular açmak suretiyle değirmenin önünde kaybolup, eşme mevkiinde yüzeye çıkan suyu motopomplarla çekerek sulamada kullanmalıyız..
Kurtlu pınar havzasının topladığı ve yazı bağlarına gelmeden kaybolan suları da bağlarda ve iğde pınara kadar olan bölgede derin kuyular açmak suretiyle sulamada kullanmalıyız.
Köyümüz arazilerinin topoğrafik yapısı ve coğrafi konumu bağcılık ve meyveciliğe çok uygundur. 1000 dekar arazide bağcılık yapılabilir.
Bağcılıkta modern sistemde 10 dekarlık bir tesisten askari ücretin çok üstünde yıllık gelir elde edilmektedir.
Derneğimizin logosu olarak kabul ettiğimiz üzümü ve üzüm bağlarını yeniden modern sistemle tesis etmeliyiz. Yüzyıllardır süregelen yerli çeşitleri ortaya çıkarmalı iç ve dış piyasalara hitap edecek yeni çeşitleri yetiştirmeliyiz.
Meyvecilikte de özellikle ihraca ta yönelik bodur kiraz tam bodur ve yarı bodur elma çeşitleri vişne armut kaysı ve erik çeşitlerini yetiştirmek üzere modern bahçeler tesis ederek çok yüksek gelirler elde etmek mümkündür.Bir çiftçi 10-15 dekar meyve bahçesi kurarak devlet memuru maaşı kadar gelir elde edebilir. Köyümüzde sulama imkanları artırılır ve mülkiyet problemleri çözülürse 30-40 aile meyvecilikten geçim sağlayabilir
Kıraç alanlarda ise bir çiftçi 500 dekar arazide hububat yetiştirerek 10 aile geçimini temin eder.
Köy meralarımız 200 baş yerli sığırı, 1000 baş tiftik keçisini ve 1000 baş koyunu halihazırda beslemektedir.Yem bitkisi olarak Sulu alanlarda.yonca kıraç alanlarda korunga yetiştirilerek 200 baş kültür ırkı sığır beslenebilir. Yani 20 baş sığır besleyen 10 aile rahatlıkla geçinir. 300 baş koyun ve keçi besleyerek 6-7 aile geçimini temin edebilir.
Köyümüzün arazisi arıcılık yönünden çok zengin bir floraya sahiptir. Balının kalitesi aroma ve viskositesi çok yüksektir. Köyümüzde 500 kovan arı rahatlıkla yetiştirilebilir 500 kovan arıdan yılda ortalama 10 ton bal alınabilmektedir. Yani arıcılık yaparak 50 şer kovanla 10 aile geçinir.
Dere köy ve eşme mevkiinde bulunan soğuk sularda havuzlar yaparak tarla balıkçılığı yapılabilir Çankırı merkeze ve Başkent Ankara’ya yakınlığı büyük bir avantajdır.Hafta sonu mesire yerleri düzenlenerek alabalık, kendin pişir kendin ye şeklinde pazarlamak mümkündür.
Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür. Bir ziraatçı gözüyle bakıldığın da Genek köyünün çokta kötü bir yer olmadığını yani terk edilmeyi hak etmediğini ortaya koymaya çalıştım.
Eski Çankırı Orta-Çerkeş kervan yolu olan Hıdırlık-Mudun-Genek yolunun yeniden açılarak asfaltlaması yapılırsa Çankırı Genek arası 10 kilometreye inmektedir.Buda günübirlik gidiş gelişlerde avantaj sağlayacaktır.
İnsanlarımızın milli ve manevi duygularına hitap edecek onları canlı tutacak bir abide yapılarak şehit ve gazilerimizin hatırasını yaşatması gurbettekilerin ata topraklarına olan bağlılıklarını artıracaktır.
İstanbul da bulunan köylülerimizin de özellikle aynı ve birbirine yakın iş kolunda faaliyet gösterenlerin güçlerini birleştirmeleri sermayelerini ve kapasitelerini büyüterek daha ileri aşamalara gelmeleri mümkün görünmektedir. Özellikle dernekten desteklenerek ilgili iş kollarında gençlerimizin lisans ve yüksek lisans yapmalarını sağlamalıyız. Kendi alanında yetişmiş insanların öncülüğünde küçük işyerlerini büyük şirketlere dönüştürmek daha ileri aşamalarda GENEK HOLDİNG’ i kurmak yeni jenerasyon insanımızın hedefi olmalıdır.
Gençlerimizin en iyi okullarda eğitim görmelerini ve devletin yüksek kademelerinde ve siyasal yaşamda yerlerini almalarını , sonuç itibariyle ülkeye ve kendi insanlarına devlet imkanlarını kullanma fırsatını yaratmalıyız.
Genek köyünün insanları kendilerini ispatlamıştır. Yani organize olduklarında neler yapabileceklerini köyde eski camiyi yıkıp 2 yıldan kısa bir zamanda çok rahat bir şekilde yenisini yapabilmiştir. Bu caminin Çankırı topraklarında iç dekorasyon ve ahşap işlemelerinin eşi benzeri yoktur.
Yine dernek çalışmalarında 1998 yılından beri kısa bir zamanda önceden hayal bile edilemeyen organizasyonlar gerçekleştirilebilmekte ve çevre köylerde gıpta ile takip edilmektedir.
Yukarıda bahsedilen projelerinde istenirse tamamen gerçekleşebileceğine bütün samimiyetimle inanıyorum. Genek köyünün tekrar canlı ve mutlu günler yaşaması, derlenip toparlanması 900 yıllık geçmişinin daha yüzyıllarca devam etmesi tek hayalimizdir. Yeni nesillerimizin bunları bir bir gerçekleştireceğini umuyorum.
Hulusi TAŞ
Çankırı AYB Başkanı
|